MESİAD BAŞKANI ADNAN GÜNDOĞDU: "ÜRETENİ YAŞATMAK, TÜRKİYE EKONOMİSİNİ YAŞATMAKTIR"

Advert

GÜNCEL - 21-07-2026 12:29

MESİAD BAŞKANI ADNAN GÜNDOĞDU: "ÜRETENİ YAŞATMAK, TÜRKİYE EKONOMİSİNİ YAŞATMAKTIR"
Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu mevcut süreçte enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlama hedefini iş dünyası olarak desteklemeye devam ediyoruz. Güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomi, ancak kalıcı fiyat istikrarı ile mümkündür. Ancak bugün geldiğimiz noktada, üretimin devamlılığını sağlayan sanayicimizin, ihracatçımızın ve KOBİ'lerimizin taşıdığı finansman yükü artık sürdürülebilir sınırların ötesine geçmiştir.
İş Bankası Genel Müdürü Sayın Hakan Aran'ın da İstanbul Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen "KOBİ'lere Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı" tanıtım toplantısında ifade ettiği gibi, ekonomide oldukça sıkışık bir ikinci yarı bizleri beklemektedir. Bu tespit, yalnızca bankacılık sektörünün değil, sahada üretim yapan her işletmenin ortak gözlemidir.
Mersin Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (MESİAD) olarak her gün üyelerimizden aldığımız geri bildirimler, sanayide üretim iştahının zayıfladığını, yatırım kararlarının ertelendiğini ve özellikle KOBİ'lerin ciddi bir nakit akışı problemi yaşadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bugün Türkiye'de birçok işletme üretim yapamadığı için değil, finansmana erişemediği veya ulaştığı finansmanın maliyetini taşıyamadığı için zorlanmaktadır.
Son iki yılda uygulanan ekonomik program kapsamında iç talebin daralması, krediye erişimin zorlaşması, finansman maliyetlerinin tarihi seviyelere ulaşması ve işletme sermayesinin erimesi; üretim, istihdam ve yatırım üzerinde ciddi baskılar oluşturmuştur.
Özellikle üretim ekonomisinin lokomotifi olan KOBİ'ler, yüksek faiz oranları nedeniyle işletme sermayelerini yenileyememekte, yeni yatırım kararlarını askıya almakta, ihracatçı firmalar ise uluslararası pazarlarda rekabet avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.
Mersin gibi ihracat, lojistik, tarım ve sanayi potansiyeli yüksek şehirlerde bu tablo çok daha belirgin hissedilmektedir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın enflasyonda aşağı yönlü eğilimin güçlendiğine yönelik değerlendirmeleri, piyasalarda oluşan beklentiler ve faiz indirimi sürecine ilişkin oluşan öngörüler doğrultusunda, artık bankacılık sektörünün de bu yeni döneme uyum sağlaması gerektiğine inanıyoruz.
Buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz.
Başta kamu bankaları olmak üzere tüm bankalar kredi faiz politikalarını yeniden gözden geçirmelidir.
Kamu bankalarının üretim odaklı daha düşük maliyetli kredi mekanizmalarını hızla devreye alması, yalnızca kendi müşterilerine değil, özel bankalar açısından da sağlıklı bir rekabet ortamı oluşturacaktır.
Kamu bankalarının öncülüğünde başlayacak makul faiz indirimi süreci, özel bankaların da kredi maliyetlerini yeniden değerlendirmesine katkı sağlayacak; böylece finansmana erişim kolaylaşacak, üretim yeniden ivme kazanacak, yatırım iştahı artacak ve ekonomik çarklar daha güçlü dönmeye başlayacaktır.
Faizlerin yüksek kalmasının maliyetini yalnızca işletmeler değil, ülke ekonomisi ödemektedir.
Çünkü yatırım ertelendiğinde istihdam azalır.
İstihdam azaldığında üretim düşer.
Üretim düştüğünde ihracat zayıflar.
İhracat zayıfladığında büyüme yavaşlar.
Dolayısıyla bugün atılacak finansman adımları yalnızca işletmeleri değil, Türkiye'nin ekonomik büyümesini doğrudan etkileyecektir.
Bugün işletmelerimizin en büyük ihtiyacı yeni teşvik paketlerinden önce uygun maliyetli finansmandır.
Sanayici yatırım yapmak istiyor.
Üretici üretmek istiyor.
İhracatçı yeni pazarlara ulaşmak istiyor.
KOBİ büyümek istiyor.
Ancak mevcut kredi maliyetleri bu hedeflerin önündeki en büyük engel haline gelmiştir.
Özellikle yıllardır vergisini ödeyen, SGK yükümlülüklerini yerine getiren, bankacılık sistemi içerisinde kredi sicilini koruyan, istihdam sağlayan ve ülkesine güvenerek yatırım yapan işletmelerimizin desteklenmesi artık ekonomik bir zorunluluktur.
Borcuna sadık kalan, üretimden vazgeçmeyen, kayıtlı ekonomiye inanan, istihdam oluşturan ve ülkesine yatırım yapan iş insanlarını kaderine terk edemeyiz.
Ekonominin yükünü omuzlayan bu işletmeler, bugüne kadar ülkesine olan güvenini hiçbir zaman kaybetmemiştir.
Şimdi aynı güveni finans sisteminden ve kamu politikalarından görmeyi beklemektedir.
MESİAD olarak beklentimiz;
Kamu bankalarının öncülüğünde üretim ve yatırım odaklı kredi faizlerinin hızla aşağı çekilmesi,
Reel sektör için uzun vadeli ve öngörülebilir finansman modellerinin oluşturulması,
KOBİ'lerin işletme sermayesine erişimini kolaylaştıracak yeni kredi paketlerinin açıklanması,
İhracatçı ve üretici firmalara yönelik Eximbank ve yatırım kredilerinin genişletilmesi,
Bankaların reel sektörü yalnızca kredi kullanan müşteri olarak değil, ekonomik büyümenin stratejik ortağı olarak görmesidir.
Türkiye'nin üretim gücü ayakta kaldığı sürece ekonomik program da başarıya ulaşacaktır.
Bugün üreticiyi rahatlatacak her adım, yarının yatırımına, ihracatına, istihdamına ve ekonomik büyümesine yapılmış en değerli yatırım olacaktır.
MESİAD olarak çağrımız nettir:
Üreten kazansın ki Türkiye kazansın.
Faiz politikaları artık yalnızca finans sektörünün değil, üretimin, istihdamın ve ekonomik büyümenin geleceğini belirleyen stratejik bir unsur haline gelmiştir.
Bu nedenle tüm bankaları, özellikle de kamu bankalarını, reel sektörün sesine kulak vermeye, kredi faizlerini yeniden değerlendirmeye ve üretimin önünü açacak cesur adımlar atmaya davet ediyoruz.

 

Günün Diğer Haberleri