Hepinize merhaba dostlar, bugün yaklaşık bir hafta önce karşılaştığım bir olayı kısaca anlatayım sizlere.
Geçtiğimiz günlerde bir çay ocağında üç arkadaş otururken arka arkaya birbirlerini tutmuş üç kişi geliyordu ve bir anda dikkatimi çekti. Sonra baktım ne yapacaklar diye. Yanı başımızdaki masaya oturup üç çay ve domino taşı söylediler.
İçimden “Bunlar nasıl bu oyunu oynayacak?” diye düşündüm ve sonrasında daha fazla dikkatimi çekmeye başladı. Gerçekten taşlara dokunarak oyunu oynamaya başladılar. Sonra yanlarına gittim, kendimi tanıttım. Çay ikram etmek istediler ama “Çayım var,” dedim. Gerçekten görmüyorlardı. Sonrasında “İşleriniz nasıl?” diye sordum. “Hayatımızı mendil ve kalem satarak idame ettiriyoruz,” dediler. “Peki, bu işin en zor kısmı nedir?” dedim.
“Bize dilenci diyorlar,” dediler ve bir anda boğazım düğümlendi.
“Teşekkür ederim,” dedim ve kalktım masadan.
Peki, bu durumu biz toplum olarak nasıl aşarız?
Bir şehrin sokaklarında dolaşırken, karşımıza sıkça çıkan manzaralardan biri de mendil satan insanlardır.
Bu kişiler genellikle toplumun en kırılgan kesimlerinden biri olan engellilerdir, özellikle görme engelli vatandaşlarımız. Onların hayat mücadelesine tanık olmak, hem içimizi acıtır hem de toplum olarak vicdani sorumluluklarımızı hatırlatır.
Görme engelli bireyler, hayatın pek çok alanında zaten büyük zorluklarla karşılaşmaktadır.
Eğitimden istihdama, sosyal hayattan kişisel gelişime kadar pek çok alanda dezavantajlı durumdadırlar. Sokaklarda mendil satarak geçimlerini sağlamaya çalışmaları, bu zorlukların en görünür ve acı dolu yansımalarından biridir.
Neden Mendil Satıyorlar?
Görme engelli bireylerin sokakta mendil satmasının temel nedenlerinden biri, iş bulma imkanlarının kısıtlı olmasıdır. Eğitim seviyelerinin düşüklüğü, işverenlerin engelli bireylere karşı önyargıları ve çalışma koşullarının engellilere uygun olmaması gibi nedenlerle, bu insanlar maalesef iş piyasasında kendilerine yer bulmakta zorlanıyorlar. Sosyal devlet anlayışının yetersiz kaldığı durumlarda ise, temel ihtiyaçlarını karşılamak için sokakta çalışmak zorunda kalıyorlar.
Toplum Olarak Sorumluluğumuz Nedir?
Bu durumda toplum olarak bizlere büyük sorumluluklar düşüyor. Öncelikle, sokakta mendil satan görme engelli bireylere karşı duyarlı olmalı ve onların bu zor şartlar altında verdikleri mücadeleyi takdir etmeliyiz. Ancak duyarlılık, sadece onların mendilini satın almakla sınırlı kalmamalıdır. Onların yaşam standartlarını yükseltmek için neler yapabileceğimizi düşünmeli ve bu konuda adımlar atmalıyız.
Çözüm Önerileri
- Eğitim İmkanlarının Arttırılması: Görme engelli bireylerin eğitim imkanlarının arttırılması, onların istihdam edilebilirliklerini ve topluma kazandırılmalarını sağlar. Özel eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması ve görme engellilere yönelik burs programlarının oluşturulması bu konuda atılabilecek adımlardan biridir.
- İstihdam Teşvikleri: İşverenlerin, görme engelli bireyleri istihdam etmeleri için teşvik edilmesi gerekiyor. Vergi indirimleri, sigorta prim desteği gibi teşvikler, işverenlerin engelli bireylere olan bakış açısını olumlu yönde değiştirebilir.
- Sosyal Destek Programları: Devletin, görme engelli bireylerin sosyal ve ekonomik durumlarını iyileştirmeye yönelik programlar oluşturması önemlidir. Maddi yardımlar, ücretsiz sağlık hizmetleri ve rehabilitasyon programları, bu bireylerin hayatlarını kolaylaştırabilir.
Sonuç
Sokakta mendil satan görme engelli bireyler, toplum olarak görmezden gelemeyeceğimiz bir gerçeği temsil ediyor. Onların yaşam mücadelesine saygı duymak ve hayatlarını kolaylaştırmak için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek, insani ve vicdani bir görevdir. Her birimizin yapacağı küçük katkılar, onların hayatında büyük farklar yaratabilir. Göz ardı etmemeli, aksine onların yanında olmalıyız.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Büyük işler, önemli atılımlar; ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir.” Toplum olarak el ele verip, görme engelli bireylerin daha iyi bir yaşam sürmeleri için çalışmalıyız.
Saygı ile kalın dostlar. Erdal SAĞLAM
