BURHANETTİN KOCAMAZ İYİ Parti Mersin Milletvekili 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi üzerine İYİ Parti Grubumuz adına söz aldım. Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ancak konuşmaya başlamadan önce, biraz evvel konuşan hatibin bazı kişilerin üzerine devletin âdeta kumpas kurduğunu ve cinayetlere sebep olduğunu belirtmesini ben tek taraflı bir açıklama olarak görüyorum. Elbette bu ülkede kim cinayet işlediyse onlara lanet olsun ama sadece tek taraflı olarak bunun değerlendirilmesini, 35 bin hatta bazı tevatürlere göre 50 binin üzerinde insanın katledildiği bir dönemde, onların da mutlaka en ince noktasına kadar araştırılması gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum; bunu şehit ve gazilerimize karşı borcumuz olduğu için bu kürsüden ilan etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin merakla beklenen ve uzun süredir herkesin beklenti içerisine girdiği en önemli maddesi 5'inci maddesi. Teklifin 5'inci maddesi, yükseköğretim kurumlarında azami öğrenim süresini dolduran öğrencilere ek sınav ve tekrar hakkı verilmesini düzenlemektedir. Son sınıf öğrencilerine başarısız oldukları veya alamadıkları teorik ve uygulamalı dersler için iki ek sınav hakkı tanınmakta, intörnlük eğitimini tamamlayamayan tıp fakültesi öğrencilerine de eğitimlerini tamamlama imkânı getirmektedir. Öncelikle öğrencilerin mağduriyetlerini gidermeyi amaçlayan bu düzenleme, af bekleyen öğrenciler için olumlu bir gelişmedir ancak bu maddeyi değerlendirirken yalnızca sonuçlara değil, öğrencileri bu noktaya getiren sebeplere de bakmak gerekir çünkü bugün karşımızdaki tablo yükseköğretim sisteminde yıllardır biriken sorunların doğal sonucudur. İlk olarak şunu sormak gerekir: Neden her yıl binlerce öğrenci azami öğrenim süresini doldurmasına rağmen eğitimini zamanında tamamlayamıyor? Bunun cevabını yalnızca öğrencilerde aramamız doğru bir yaklaşım değildir. Bugün üniversite öğrencilerimizin çok önemli bir kısmı ağır ekonomik şartlar altında eğitim hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Artan kira fiyatları, yetersiz yurt kapasiteleri, yüksek ulaşım giderleri ve hayat pahalılığı gençlerimizin eğitim sürecini doğrudan etkilemektedir. Birçok öğrenci gündüz üniversiteye, akşam ise işe çalışmaya gitmek zorunda kalıyor. Gençlerimiz derslerine değil, geçim derdine odaklanmak zorunda bırakılmış durumda. Bunun yanında, üniversitelerdeki akademik ve fiziki altyapı eksiklikleri de önemli bir sorundur. Yeterli akademik kadrosu olmadan açılan üniversiteler, kontrolsüz biçimde artırılan kontenjanlar, zaten yetersiz öğretim elemanı problemleri, eksik laboratuvarlar ve uygulama alanları eğitim kalitesini düşürmektedir. Özellikle, uygulamalı eğitim gerektiren bölümlerde öğrenciler kendi kusurlarından kaynaklanmayan sebeplerle mezuniyetlerini geciktirmek zorunda kalıyor.

Değerli milletvekilleri, bu maddede dikkat çeken ve adil olmayan bir başka husus ise son sınıf öğrencilerine ek hak tanınırken ara sınıf öğrencilerinin kapsam dışında bırakılmasıdır. Oysa eğitim hayatında yaşanan aksaklıklar yalnızca son sınıfta olan öğrencileri etkilemiyor. Ekonomik sıkıntılar, sağlık sorunları, ailevi sebepler veya eğitim altyapısındaki eksiklikler nedeniyle öğrenimini uzatan öğrenciler arasında ayırım yapılması hakkaniyete uygun değildir. Öte yandan uygulamaya ilişkin bütün usul ve esasların Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenecek olması da ayrıca değerlendirilmelidir. Üniversitelerin akademik özerkliğinden söz ettiğimiz bir dönemde her konuda merkeziyetçi anlayışı güçlendiren düzenlemeler yapmak çelişkili bir yaklaşım değil midir? Üniversiteler daha fazla söz sahibi olmalı, karar süreçlerine daha etkin katılmalıdır.

   Değerli milletvekilleri, gençlerimizin ihtiyacı sürekli aflar, ek sınavlar veya geçici düzenlemeler değildir. Asıl ihtiyaç güçlü burs sistemleri, yeterli yurt kapasitesi, nitelikli eğitim altyapısı ve mezuniyet sonrasında umut verecek istihdam politikalarıdır. Sayısını artırmakla övündüğünüz üniversitelerimizi sorun üreten değil, çözüm üreten kurumlar hâline getirmek, en öncelikli görevimiz olmalıdır diyor, yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.