ZAFER PARTİSİ MİLLİ GÜVENLİK KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRİSİ
Genel Başkan Başdanışmanımız ve Milli Güvenlik Kurulu Başkanımız E. Tümgeneral Beyazıt Karataş Zafer Partisi Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı sonuç raporunu açıkladı.
Video indirme linki: https://we.tl/t-9UaMonvVp7
Beyazıt Karataş: “Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. oluşan durum ve riskler şöyledir:
SDG/PKK Rakka ve Deyrizor'dan büyümesine karşılık, sözde Özerk gizlice ve Şam Merkezli yönetime ortak olmak için önemli bir fırsat elde etti, Haseke Valiliği, Savunma Yardımcılığı, Suriye Ordusu ve Bakanlıkların çeşitli kademelerinde PKK'lı teröristler görev yaparken, SDG/PKK Haseke, Kamışlı ve Ay El Arab'da 4 Tugaydan oluşan bir PKK Tümeni düzenlendi. Böylece SDG/PKK'nın bireysel değil sözde birlik olarak Şam yönetimine entegre olması kabul edilmiştir.
Kararlaştırılan bu yapı ile Suriye'de; etnik istismarcı SDG/PKK'nın, Selefi Cihatçı temelden gelen Şam yönetimine uyum ve entegre olmak ve devlet içinde paralel bir yapı teşkil etmeye çabalamak, bununla birlikte Suriye'nin laik ve ulus devlet yapısı yerine etnisite ve mezhep kurumsal yapı ile merkezi hükümet ve doğuda SDG/PKK ve gelecekte Dürziler ile güçlü Ademi Merkezi bir sistemin evrilerek Lübnanlılaşacağı, Suriye'nin merkezi hükümet yapısı tamamlanması Batı Türkmeneli Türklerinin ve hürriyetlerinin gasp edilmemesi ve asimilasyona maruz kalmak için Türkiye'nin garantörlüğü konusunun uluslararası hukuk ve çağdaş geçmiş çerçevesinde değerlendirilmesi, mevcut yapıda Batı Türkmeneli Türkleri ve Tartus-Lazkiye bölgesinde Nusayrilerin dışlanması, sonuç olarak iç çatışma ve siyasi rekabetin artacağı ve Suriye'de birlik ve bölünmelerin oluşamayacağı değerlendirilmiştir.
SDG/PKK'nın PKK Tümeni ve kontrol ettiği bölgede meydana gelen fiili özerklik ile KCK ana çatısı altında Teröristan'ın gerçekleşebileceği, Suriye'deki bu yapı, Irak'taki Özerk bölgesi ile birlikte düşünüldüğünde Teröristan'ın bölgede genişlemeye devam edeceği ve Türkiye için tehdit ve risklerin artacağı, bu oluşan; Türkiye'nin Suriye'den etkilendiği SDG/PKK tehdidine, BM Şartı 51'inci Madde anlaşması ÖNLEYİCİ DARBE (Pre-emptive Strike) şiddetine saklandığı ve bu arada, bölgede SDG/PKK'nın hedef alacağı şekilde bir askerî plânlama ve bu doğrultuda diplomasi çabalarını koordine etmesi.
ABD-İran süresinde, kalıcı diplomasiye parlaklık veren ana temanimizdir. Mevcut çatışmaya varmadan, ulusal güvenlik ve istikrar için gereklidir. Bununla birlikte, aralıklı bir çatışmaya evrilmesi, Türkiye'nin tam olarak ayrılması içinde olması ve 10'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-İncirlik ile Kürecik Radarının ABD kullanımı ile sadece millî bölgelerea yönelik olarak kullanılması, ABD-İran-İsrail'in işleyişinde yaşanacak gerilimin tekrar çatışmaya evrilmesi halinde özellikle İran'daki nükleer santrale durumda bir olay ya da kazara bir patlamada Türkiye'ye etkileri, ekonomiklerin ve savunma kapasitelerinin yaşanması muhtemel yeni göç dalgalarına karşı her türlü önlemin alınmasının alınması.
Rusya Ukrayna çatışmasında, ayrılıklar arasında ateşkesin sağlanması için bölgesel kalıcı barış ve istikrara yönelik çabalar sürdürülmeli, Karadeniz'in güvenliği kapsamında İHA, İDA ve serseri mayın gibi her türlü taciz ve tehdide karşı kıyı güvenliği aksaksız olarak yürütülmeli, Montrö Boğazlar Sözleşmesi tavizsiz şekilde uygulanmaya devam edilmelidir.
Avrupa Güvenliği konusunda, Avrupa Birliği'nin yeniden silahlanma yolunda attığı son adım olan Security Action for Europe Programı koşulsuz ve eşit ülke olarak davet edilmedikçe ve karşılıklı çıkarlar net olarak tanınmadıkça, Türkiye bir katkı vaadinde bulunmamalı. Ek olarak; Hava Kuvvetleri muharip birlikleri ve Donanmamıza ait Özel Görev Grubunun, Rusya-Ukrayna çatışmasının yakın bölgeleri veya Baltık bölgesinde görevlendirilmesinden kaçınılması gereken değerde sınıflandırılmaktadır.
Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusunda; uzun yıllar verimsizce devam eden istikşafi görüşmelere devam edilmesinin yeniden değerlendirilmesi, Mavi Vatan'da taviz sayılacak sayılacak; Yunanistan'ın 22 ada ve adacığı işgali, 12 Adaların 1923 Lozan ve 1947 Paris Antlaşmaları hilafına, askeri garnizonlara dönüşmesi, Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge kesintileri, Yunanistan'ın Karasularını 6 mil, Hava Sahasını 10 milin üstüne çıkarma çabaları, FIR Hattı sorunu, Deniz Mekânsal Planlama Haritalaması daha aktif olmak üzere, Kıbrıs'ta 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları hilafına ABD, Fransa ve İsrail'e askeri üs izni ve adanın Türkiye'yi tehdit edecek şekilde silahlandırılmasına karşı sunulan, bu bağlamda Doğu Akdeniz'de 4 yıl sonra yeniden Doğalgaz arama ve desteklenmesi, Türk Hava ve Deniz Kuvvetlerinin Adalar Denizindeki ve Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri olduğu gibi devam etmesi, KKTC'de yeni askeri tehdide bulunacak bir savunma ve bu yeni bir askeri yapılanma ve bu askeri düzeyde ile uyumlu olarak, Doğu Akdeniz komşusu Ülkeler ile Deniz Yetki Alanı Anlaşmaları için işlemin başlatılmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir.
Ayrıca, 30 yıl önce Kardak'ta başlayan bu gün bugün bitmediğini Türk Milletinin 152 ada, adacık ve kayalıkların geride bıraktığını unutmadığını takip ettiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
Terör Türkiyesiz Süreci ile ilgili olarak; Öcalan'a Umut Hakkı ile terör örgütü elebaşının serbest kalması, sözde Terörsüz Türkiye ile terör üyelerine İnfaz Yasa değişikliğinin adı altında örtülü af, ilerleyen süreçte Fethullahçı Teröristlerin de haritalı af kapsamına alınması, Türk Ceza Kanunu, İnfaz kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve İl İdaresi Kanunu'nda PKK terör örgütü ile mücadele edilmeyen bir düzen ve sadece Yeni seçim ile ulaşılabilir ve mezhep siyasiler ve Türkçeden başka dillerin eğitimde kullanılması ve müteakiben resmi dil söylenmesi ile laik, üniter, ulusun yasal olarak dağılması riski oldukça somut ve yüksektir.
Bu sağlıklı Terörsüz Türkiye'nin 2'nci Bölücü Açılımın sona ermesi, TBMM Komisyonunun dağıtılması, Öcalan'a ve mensuplarına asla umut hakkı verilmemesi ve böylece toplumsal huzur ve sükunun bozulmaması devamı ve nihayet terörle mücadelenin tüm güç unsurları ile yurt içi ve yurt dışında tam bir kararlılık ve eş güdüm ile örgüt yeniden başlatılırken, bir beka ve güvenlik gerekliliği olarak görülüyor.
Millî Güvenlik Kurulu 2. Oturumunda Zafer Partisi Programında yer alan Güvenlik Politikalarının Detaylı Uygulama Planları yani eylem planları üzerinde gerçekleştirilebilir. Partimizin 1. sınırsız Eylem Planı Anadolu Kalesi'dir. Malumunuz olduğu üzere Anadolu Kalesi Eylem Planı; hukuki, siyasi, toplumsal ve lojistik kapsam ve ayrıntılı olarak hazırlanmış ve bir kitap olarak yayımlanmıştır.
Benzer şekilde TSK'nin günün güvenlik planının yeniden yapılandırılması ve teknolojik yetenek millî imkanları ile desteklenmesini içeren Çelik Miğfer projesi, PKK ile mücadeleyi esas alan Demir Güvercin, FETÖ ile mücadeleyi amaçlayan Kılıçaslan Kalkan, Selefi Cihatçı yapılarla mücadeleye yönelik Yesevi Zırhı ve tarikat ve direnişlerle mücadeleye yönelik ayrıntılı eylem planları çalışma konusunda yapılmıştır.
Sonuç olarak tüm bakımın kapsamlı insan faktörü yer almaktadır. Başta Şehit Aileleri ve Gazilerimizin sorunlarının yanı sıra emekli vatandaşlarımızın yer alan güvenlik personelimizin özellikleri de kendimizden yakından takip edilmektedir. Dertlerini ve anlattıklarını aktaramadıkları makam kalmamasına rağmen sorunlara çözüm bulmak yerine dondurulan Emekli Binbaşılar, Emekli Astsubaylar, Atanamayan Emekli Uzman Çavuşlar, Sözleşmeli Erbaş ve Erler, Korucular ile Emniyet Mensuplarının sorunlarının çözümüne büyük önem veriyor. Türkiye Emekli Subaylar Derneği halen kayyım ile yönetilmektedir. Kayyım Başkanı çok değerli bir askerimizin olmasına rağmen en kısa sürede seçime gidilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu tekrarlıyoruz.
Bugünden yapılan hazırlıklarla, iktidarın sorumluluğunda, AKP iktidarının oluşturduğu hasarın onarılması, ulusal güvenlik ve çaydırıcılığın yeniden sağlanması için liyakatli kadrolarımızla etkili ve verimli bir tempo ile çalışılacaktır. Cumhuriyetimiz, atalarımızın temizliği, günümüzde teslim ettiği tarihçe bir miras ve bizden sonraki kuşaklara dayanıklı teslim edilebilir, silinmez bir emanettir. Zafer Partisi, anılan tarihten mirasa sahip olmak ve bu kutsal emaneti sonraki kuşaklara devretmek konusunda çabayla çalışmaktadır. Zafer Partisi, yapılacak ilk seçimde, aziz milletimizin teveccühü ve desteği ile iktidarın güçlü bir üyesi olacaktır. Milletimiz müsterih olsun!”
