Mersin’in Güneşi de Toprağı da Üretime

Advert

GÜNCEL - 18-09-2026 15:49

Mersin’in Güneşi de Toprağı da Üretime

Enerji Yatırımı Tarımın Rakibi Değil, Ortağı Olmalıdır

Tarım arazilerinin korunmasına ve amaç dışı yapılaşmayla mücadeleye yönelik düzenlemeleri destekliyoruz. Verimli toprak, yenilenebilir bir kaynak değildir; kaybedildiğinde geri gelmez.

Aynı kararlılıkla şunu da söylüyoruz: Güneş enerjisi yatırımlarını destekliyoruz. İtirazımız kaynağa değil, yer seçimi yöntemine ve süreçlerin işletilme biçiminedir.

Yanlış anlaşılmaya yer bırakmamak için tutumumuzu en baştan iki cümlede özetliyoruz:

Birincisi: Tarım arazilerine güneş santrali kurulmasının önünün açılmasını talep etmiyoruz. Yürürlükteki kural gevşetilsin demiyoruz; eksiksiz uygulansın diyoruz.

İkincisi: Kaçak yapıya elektrik verilmemesine de itiraz etmiyoruz. İtirazımız, kayıtlı üreticinin bu mücadelenin yan etkisi olarak elektriksiz kalmasınadır.

Bu açıklamada iki ayrı başlığı bir arada ele alıyoruz; çünkü ikisinin de kaynağında aynı sorun var: kural gerçek üreticiyi mağdur ediyor. 

Mersin ne üretiyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 tarihli Mersin Tarımsal Yatırım Rehberi’nde yer alan TÜİK 2024 verilerine göre Mersin, Türkiye limon üretiminin %48,30’unu, muz üretiminin %45,88’ini tek başına karşılamaktadır. Mandalinada %16,32, portakalda %15,42, sakız kabağında %48,67’lik paya sahiptir. İlin toplam tarım alanı 3.258.754 dekar, ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısı 42.156’dır.

Bu üretim, Toros Dağları’nın denize indiği dar bir kıyı şeridine sıkışmıştır. Tarım, sanayi, liman-lojistik, konut ve şimdi de enerji yatırımları aynı düzlükte yarışmaktadır. Mersin Ticaret Borsası’nın paylaştığı değerlendirmeye göre son 20 yılda ilin tarım alanları %18 küçülerek 3,26 milyon dekara gerilemiştir.

Türkiye’nin limonunun ve muzunun yarısını üreten bir ilde kaybedilen dekar, yerel değil ulusal bir kayıptır.

Kural zaten bellidir

Aşağıdaki hükümleri, bir istisna talep etmek için değil, yürürlükteki kuralın ne dediğini hatırlatmak için sıralıyoruz. 4 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik bu konuda tereddüde yer bırakmamıştır:

Madde 7/7 — GES kurulacak alanın arazi sınıfının kuru marjinal tarım arazisi olması zorunludur. Bu sınıf dışındaki araziler için yapılan talepler hiçbir şekilde Toprak Koruma Kurulu gündemine alınmaz. Aynı şart hibrit santrallerdeki ilave GES alanları için de geçerlidir.

Madde 7/6 — GES amaçlı sınıf tespiti yalnızca bir tespit işlemidir; izin anlamına gelmez.

Madde 4/2 — Tarımsal amaçlı yapının müştemilatı olan çatı GES ile sulama amaçlı GES, tarımsal amaçlı yapı sayılmıştır. Mevzuat, güneşi tarımın hizmetine veren modeli ayrıca tanımlamıştır.

Madde 9/3 ve 9/8 — Alternatif alan araştırması zorunludur; alternatif bulunmadığı sonucuna varılıyorsa teknik gerekçenin yazıyla açıklanması şarttır.

Madde 16/1-(a) — Zeminde tarımsal faaliyetin sürdüğü iletim hattı güzergâhındaki araziler tarım dışı amaçla izinlendirilmez. Enerji altyapısı ile tarımın bir arada var olabileceğinin mevzuattaki kanıtı budur.

Madde 20/3 — Meslek odaları dâhil sivil toplum kuruluşları, tespit ettikleri arazi bozulmalarını valiliklere ihbar edebilir; valilik sonucu bir ay içinde bildirmekle yükümlüdür.

Görüldüğü gibi koruma çerçevesi mevzuatta zaten kuruludur. Sorun kuralın kendisinde değil, sahada nasıl işletildiğindedir. Bu nedenle talebimiz kuralın değiştirilmesi değil, üç noktada netlik sağlanmasıdır:

1) Alternatif alan araştırması kâğıt üzerinde değil fiilen yapılsın; alternatif bulunmadığı sonucuna varılıyorsa teknik gerekçe yazılı olarak ortaya konsun.

2) Yenilenebilir enerji tesisleri için alternatif alan ve kullanım bütünlüğü aranmayacağını düzenleyen 9/5. madde, 7/7. maddedeki kuru marjinal arazi şartını ortadan kaldırmaz. Bu hükmün verimli, sulu ve dikili arazileri kapsayacak biçimde geniş yorumlanmaması gerekir.

3) Toprak Koruma Kurulu kararlarındaki gerekçeler açık biçimde yazılsın ve kamuoyuyla paylaşılsın.

 

Madalyonun öteki yüzü: Üretenin elektriğe erişimi

Buraya kadar anlattığımız konu yer seçimiydi. Bundan sonrası ayrı ama doğrudan bağlantılı bir başlık: üretimini sürdüren çiftçinin elektriğe erişimi. Bu, çok az konuşulan ve tam da Odamızın uzmanlık alanına giren bir meseledir.

Haziran 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle tarım arazilerinde izinsiz inşa edilen yapı ve tesislere elektrik, su ve doğal gaz bağlantısı yapılması yasaklanmış, kurala aykırı abonelik tesis eden kurum ve kuruluşlara abone başına 100 bin TL idari para cezası getirilmiştir. Bu düzenlemeyi destekliyoruz. Kaçak yapıya enerji vermek, hem toprağı hem de şebekeyi zorlayan bir yanlıştır.

Ancak Mersin’de sahadaki tablo şudur: Muz serasını ısıtan, narenciye bahçesini damla sulamayla besleyen, fide tesisini büyüten, soğuk hava deposunu çalıştıran üreticiler de yeni abonelik ve güç artışı taleplerinde süreçlerin uzamasından etkilenmektedir.

Sera ısıtılmazsa muz olmaz.

Kuyu dönmezse narenciye sulanmaz.

Soğuk zincir çalışmazsa limon ihraç edilmez.

Elektrik, Mersin tarımında bir konfor kalemi değil, üretimin kendisidir.

Bu başlıkta itirazımız kuralın kendisine değil, işleyişe yöneliktir: amaç dışı kullanıcı ile ÇKS’ye kayıtlı, fiilen üretim yapan çiftçi aynı süreçte, aynı gecikmeyle karşı karşıya kalmaktadır. Oysa ayrıştırmanın hukuki zemini kısmen mevcuttur: Bakanlığın 2025 tarihli Tarımsal Sulama Yönergesi’nde tarımsal sulama elektrik aboneliğine görüş verilirken Bakanlık kayıt sistemlerine kayıt şartı ve su kaynağının sürekliliği gibi kriterler belirlenmiştir. Gereken, yeni bir yasak değil; bu kriterlerin süre bağlı, öngörülebilir ve tek pencereden yürüyen bir mekanizmaya dönüştürülmesidir.

EMO Mersin Şubesi’nin önerileri

1. Önce çatılar. Mersin’de yalnızca gıda alanında 2.886 tarıma dayalı sanayi işletmesi bulunmaktadır. Bu tesislerin, depoların, OSB’lerin ve kamu binalarının çatıları tek metrekare toprak tüketmeden değerlendirilebilir.

 

2. Sulama amaçlı GES yaygınlaştırılsın. Elektrik, üreticinin en ağır girdi kalemlerinden biridir; Yönetmelik bu modeli zaten tanımlamıştır.

 

3. Saha tipi GES’te öncelik sırası netleşsin: tarım dışı alanlar → atıl ve bozulmuş alanlar → kuru marjinal tarım arazileri.

 

4. Şebeke kapasitesi haritası ile arazi sınıfı haritası çakıştırılsın. Trafo merkezi bazlı bağlantı kapasitesi ile tarımsal potansiyeli düşük alanların örtüştüğü bölgeler önceden ilan edilirse hem yatırım hızlanır hem toprak korunur. Bu teknik çalışmaya Odamız katkı sunmaya hazırdır.

 

5. Kayıtlı üretici için hızlandırılmış abonelik hattı kurulsun. ÇKS kaydı, aktif üretim tespiti ve arazi sınıfı bilgisi aynı başvuruda değerlendirilsin; başvuru sonucu belirli bir süre içinde yazılı gerekçeyle bildirilsin.

 

6. Agrivoltaik pilot uygulaması yapılsın. Mersin’in ürün deseni bu konuda Türkiye’ye örnek olacak bir saha çalışması için elverişlidir.

 

7. Mersin ölçeğinde bütünleşik arazi kullanım planlaması tamamlansın; büyük ova koruma alanı sınırları güncel ve erişilebilir biçimde yayımlansın.

 

Çağrımız

Tarım ve Orman Bakanlığı’na: Yönetmeliğin 7/7 ve 9/5. maddeleri arasındaki ilişki uygulama birliği açısından netleştirilsin; kayıtlı üretici ile amaç dışı kullanıcıyı ayrıştıran mekanizma somutlaştırılsın.

Mersin Valiliği ve Toprak Koruma Kurulu’na: Alternatif alan değerlendirmelerinin gerekçeleri kararlarda açıkça yazılsın, meslek odası görüşleri kayda geçsin.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK, TEİAŞ ve dağıtım şirketine: Trafo merkezi bazlı kalan kapasiteler ilçe düzeyinde düzenli ilan edilsin; çatı ve öz tüketim başvuruları hızlandırılsın.

Yatırımcılara: Yer seçimi kararı, proje geliştirmenin en başında arazi sınıfı tespiti ve alternatif alan analiziyle birlikte alınsın.

 

Belirli bir uygulamaya ilişkin aykırılık iddiaları peşinen doğru kabul edilmez; ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucun kamuoyuyla paylaşılması gerekir.

Sonuç

Güneş bedava, toprak sınırlıdır. Mersin’in güneşini değerlendirmek için Mersin’in toprağını harcamak zorunda değiliz; gereken teknoloji de, mevzuat da bugün mevcuttur. Eksik olan tek şey, ikisini aynı masada buluşturan planlama iradesidir.

Her iki başlıkta da söylediğimiz aynı şeydir: Kural kalsın. Verimli toprakla marjinal arazi ayrılsın; kayıtlı üreticiyle amaç dışı kullanıcı ayrılsın.

 

Panel çatıya, ağaç toprağa.

Kaçak yapıya elektrik yok; üretene gecikme de olmasın.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Prof. Dr. Alkan ALKAYA

                                                               TMMOB 

Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi

Yönetim Kurulu adına Şube Başkanı

Günün Diğer Haberleri