Mersin Şehir
HV
28 MAYIS Salı 13:06
Advert

MEHMET EMİN EKMEN YARGIDAKİ RÜŞVET İDDİALARINI DEĞERLENDİRDİ: “İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCISININ AKIBETİNİ TAKİP ETMEMİZ GEREKİYOR”

GÜNCEL
Giriş Tarihi : 18-10-2023 12:54
MEHMET EMİN EKMEN YARGIDAKİ RÜŞVET İDDİALARINI DEĞERLENDİRDİ: “İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCISININ AKIBETİNİ TAKİP ETMEMİZ GEREKİYOR”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, dün TBMM’de gerçekleştirdiği basın toplantısında kendisine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın adliyedeki rüşvet iddialarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu’na gönderdiği dilekçeyle ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, “Doğrusu tuz koktu. Bu başımıza ilk kez gelmiyor. 90’lı yıllarda Susurluk Davası’nda da buna benzer olayları gördük. Bizim İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı’nın akıbetini yakından takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

 

Ekmen, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar'ın yargıdaki işleyişe dair Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) gönderdiği mektuba ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

 

"Bu konuda İstanbul Milletvekilimiz, Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanımız da bir soru önergesi Adalet Bakanı'na yönetti. Doğrusu tuz koktu. Malum bir atasözümüzdür: Eti balığı kokmaması için tuzlarız, peki tuz kokarsa ne olur? Bu, tuzun koktuğunun ilanıdır ve bu başımıza ilk kez gelmiyor. 1990'larda Susurluk vakası da patladığında benzer olaylar, devlet kayıtlarına geçmişti. Ben açıkçası İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı'nın akıbetini yakından takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Büyük bir samimiyetle, içtenlikle, içi yanarak ve feryat ederek yazdığı bu mektubun devamında HSK'nın yayınlanacak ilk kararnamesinde, bu arkadaşımızın durumu ne olacak? Bunu izlememiz gerekiyor ki kendisinin de mektubunda ifade ettiği gibi, sistem içerisinde 'derin gırtlak' diye tabir edilen, içi ve canı yananları konuşabilmesi ancak konuşanların korunmasıyla mümkündür. Bu arkadaş, cezalandırılmazsa benzer isyanları görebiliriz. Tabi bu ne kadar siyasi iktidarın işine geliyor, o ayrı bir konu.

Vahim olan bir başka konu da şudur ki mektupta sözü geçen olayların tamamı, sayısı az da olsa özgür ve cesur basın mensupları tarafından dile getirmiş konulardır. Hiçbirini ilk defa duymuyoruz. Neredeyse o konuların tamamını vakti zamanında basın mensuplarının haberlerinde, yazılarında ve ekranlarda dilemiştik. Ancak başsavcı, yetkilerini kullandığı halde bu süreci engelleyemiyor ve yönetemiyor ki HSK'ya bir çığlıkta bulunuyor. Peki bu dilekçede bahsi geçen olaylar, ne kadar hızlı ve doğru bir şekilde araştırılacak? Bu dilekçede ismi geçen ve geçmeyen konularla ilgili olarak hakim ve savcılara ne yapılacak?”

 

"Yargıda Yeni Bir Sayfa Açılmasını Ümit Ediyorum"

 

Türkiye’de yargıda yeni ve temiz bir sayfanın açılmasını ümit ettiğini belirten Ekmen, mafya ve suç çetelerinin ne zaman bu kadar artığını sorarak, yeni İçişleri Bakanı’nın atanmasından sonra organize suça yönelik operasyonların arttığını vurguladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ifade ettiği gibi yeni bir sayfa açılmasını, yargı için de ümit ettiklerini belirterek ifadelerini sürdürdü:

 

“Biliyorsunuz, siyasi saiklerle açılmış birçok davanın hakim ve savcısı geçmişte coğrafi teminata aykırı bir şekilde, yer değiştirme cezasına bırakıldı. Ankara, İstanbul adliyelerinden Samsun'a, Diyarbakır'a, Van'a sürüldüler adeta. Peki, burada ismi geçen hakim ve savcılar hakkında ne yapılacak? O dosyalar yeniden açılacak mı?

Bizi tereddüde sevk eden bir konu da şu oldu: Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç, neredeyse olayın üzerinden 5 gün geçtikten sonra bu konuyla ilgili bir sosyal medya paylaşımı yapmak durumunda kaldı. Oysa bu, günü gününe değerlendirmesi gereken bir konuydu.

Açıkçası geçmişte Susurluk döneminde, İtalya'da Temiz Eller'de, Türkiye'de farklı operasyonlarda adeta bu bir başlangıç olabilir mi diye bir beklentiye hep girdik. Bunun da yargının safralarını atması, bağırsaklarını temizlemesi için bir başlangıca dönüp dönmeyeceği noktasında umutla izleyeceğiz. Umudumuz az ama gözümüz bu vakanın, bu dosyanın üzerinde olacak.

Ümit ediyorum ki İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya'nın ısrarla vurguladığı yeni bir sayfa, yargı için de geçerli olsun. Sayın Bakan, her gün onlarca mafya operasyonunu yayınlıyor. Bırakın bir siyasetçiyi, sıradan bir vatandaş olarak ilk aklımıza gelen şu: Bu kadar mafya, hangi ara yetişti, yerleşti? Hangi ara bu hale geldi? Bu mafyaya kim göz yumdu? Biz şu anda da bu mafyayla gerçek anlamda mücadele edildiğinden ne kadar eminiz? Ancak ümitvar olmak istiyoruz, yakından takip edeceğiz."

 

 

MEHMET EMİN EKMEN YARGIDAKİ RÜŞVET İDDİALARINI DEĞERLENDİRDİ: “İSTANBUL ANADOLU CUMHURİYET BAŞSAVCISININ AKIBETİNİ TAKİP ETMEMİZ GEREKİYOR”

 

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, dün TBMM’de gerçekleştirdiği basın toplantısında kendisine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın adliyedeki rüşvet iddialarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu’na gönderdiği dilekçeyle ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, “Doğrusu tuz koktu. Bu başımıza ilk kez gelmiyor. 90’lı yıllarda Susurluk Davası’nda da buna benzer olayları gördük. Bizim İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı’nın akıbetini yakından takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

 

Ekmen, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar'ın yargıdaki işleyişe dair Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) gönderdiği mektuba ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

 

"Bu konuda İstanbul Milletvekilimiz, Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanımız da bir soru önergesi Adalet Bakanı'na yönetti. Doğrusu tuz koktu. Malum bir atasözümüzdür: Eti balığı kokmaması için tuzlarız, peki tuz kokarsa ne olur? Bu, tuzun koktuğunun ilanıdır ve bu başımıza ilk kez gelmiyor. 1990'larda Susurluk vakası da patladığında benzer olaylar, devlet kayıtlarına geçmişti. Ben açıkçası İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı'nın akıbetini yakından takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Büyük bir samimiyetle, içtenlikle, içi yanarak ve feryat ederek yazdığı bu mektubun devamında HSK'nın yayınlanacak ilk kararnamesinde, bu arkadaşımızın durumu ne olacak? Bunu izlememiz gerekiyor ki kendisinin de mektubunda ifade ettiği gibi, sistem içerisinde 'derin gırtlak' diye tabir edilen, içi ve canı yananları konuşabilmesi ancak konuşanların korunmasıyla mümkündür. Bu arkadaş, cezalandırılmazsa benzer isyanları görebiliriz. Tabi bu ne kadar siyasi iktidarın işine geliyor, o ayrı bir konu.

Vahim olan bir başka konu da şudur ki mektupta sözü geçen olayların tamamı, sayısı az da olsa özgür ve cesur basın mensupları tarafından dile getirmiş konulardır. Hiçbirini ilk defa duymuyoruz. Neredeyse o konuların tamamını vakti zamanında basın mensuplarının haberlerinde, yazılarında ve ekranlarda dilemiştik. Ancak başsavcı, yetkilerini kullandığı halde bu süreci engelleyemiyor ve yönetemiyor ki HSK'ya bir çığlıkta bulunuyor. Peki bu dilekçede bahsi geçen olaylar, ne kadar hızlı ve doğru bir şekilde araştırılacak? Bu dilekçede ismi geçen ve geçmeyen konularla ilgili olarak hakim ve savcılara ne yapılacak?”

 

"Yargıda Yeni Bir Sayfa Açılmasını Ümit Ediyorum"

 

Türkiye’de yargıda yeni ve temiz bir sayfanın açılmasını ümit ettiğini belirten Ekmen, mafya ve suç çetelerinin ne zaman bu kadar artığını sorarak, yeni İçişleri Bakanı’nın atanmasından sonra organize suça yönelik operasyonların arttığını vurguladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ifade ettiği gibi yeni bir sayfa açılmasını, yargı için de ümit ettiklerini belirterek ifadelerini sürdürdü:

 

“Biliyorsunuz, siyasi saiklerle açılmış birçok davanın hakim ve savcısı geçmişte coğrafi teminata aykırı bir şekilde, yer değiştirme cezasına bırakıldı. Ankara, İstanbul adliyelerinden Samsun'a, Diyarbakır'a, Van'a sürüldüler adeta. Peki, burada ismi geçen hakim ve savcılar hakkında ne yapılacak? O dosyalar yeniden açılacak mı?

Bizi tereddüde sevk eden bir konu da şu oldu: Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç, neredeyse olayın üzerinden 5 gün geçtikten sonra bu konuyla ilgili bir sosyal medya paylaşımı yapmak durumunda kaldı. Oysa bu, günü gününe değerlendirmesi gereken bir konuydu.

Açıkçası geçmişte Susurluk döneminde, İtalya'da Temiz Eller'de, Türkiye'de farklı operasyonlarda adeta bu bir başlangıç olabilir mi diye bir beklentiye hep girdik. Bunun da yargının safralarını atması, bağırsaklarını temizlemesi için bir başlangıca dönüp dönmeyeceği noktasında umutla izleyeceğiz. Umudumuz az ama gözümüz bu vakanın, bu dosyanın üzerinde olacak.

Ümit ediyorum ki İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya'nın ısrarla vurguladığı yeni bir sayfa, yargı için de geçerli olsun. Sayın Bakan, her gün onlarca mafya operasyonunu yayınlıyor. Bırakın bir siyasetçiyi, sıradan bir vatandaş olarak ilk aklımıza gelen şu: Bu kadar mafya, hangi ara yetişti, yerleşti? Hangi ara bu hale geldi? Bu mafyaya kim göz yumdu? Biz şu anda da bu mafyayla gerçek anlamda mücadele edildiğinden ne kadar eminiz? Ancak ümitvar olmak istiyoruz, yakından takip edeceğiz."

 

 

 

AdminAdmin

YORUMLAR