Yenilenebilir Enerji Yalnızca Projede Değil, Çatıda ve Panoda da Görünür Olmalı
GİRİŞ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği”, ülkemizde bina sektöründe köklü bir dönüşümün hukuki zeminini oluşturmaktadır. Yönetmeliğin 19 Şubat 2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan değişikliğiyle hayatımıza giren "Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NSEB)" kavramı, yüksek enerji performansını yenilenebilir enerji kullanımıyla birleştiren bir yapı standardını ifade etmektedir.
Yönetmeliğin geçiş takvimine göre, 1 Ocak 2023 – 1 Ocak 2025 arasında toplam yapı inşaat alanı 5.000 m² üzerindeki binalarda enerji ihtiyacının en az yüzde 5'inin yenilenebilir kaynaklardan karşılanması zorunluydu. 1 Ocak 2025 itibarıyla bu eşik 2.000 m²'ye düşürülmüş, yenilenebilir enerji oranı ise yüzde 10'a yükseltilmiştir. NSEB niteliğindeki binaların Enerji Kimlik Belgesi (EKB) sınıfının en az "B" olması da aynı düzenlemenin bir parçasıdır.
Bu kapsam genişlemesiyle birlikte, Bakanlık verilerine göre her yıl ortalama 30 bin civarında yeni binanın NSEB şartlarında inşa edilmesi öngörülmektedir. Bu, ülke ölçeğinde önemli bir enerji tasarrufu ve karbon emisyonu azaltımı potansiyeli taşımaktadır. Ancak mevzuatın öngördüğü bu dönüşümün gerçek anlamda hayata geçmesi, yalnızca kuralın var olmasına değil, projeden iskana kadar uzanan zincirde her aşamanın etkin biçimde denetlenmesine bağlıdır. Odamız, meslek alanımızı doğrudan ilgilendiren bu konuda kamuoyunu bilgilendirme ve ilgili kurumlara teknik katkı sunma sorumluluğuyla bu açıklamayı kamuoyuyla paylaşmaktadır.
MEVCUT SORUN: MEVZUAT İLE SAHA ARASINDAKİ MESAFE
Mevzuatın yenilenebilir enerji kullanımını açıkça zorunlu kılmasına rağmen, sahada bu uygulamaların her zaman öngörülen nitelik ve kapasitede hayata geçtiğine dair kamuoyunda ve meslek çevrelerinde ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Bir binanın projesinde yenilenebilir enerji sisteminin yer alması ile bu sistemin fiilen, projede belirtilen kapasitede ve mühendislik standartlarına uygun şekilde kurulup çalışır durumda olması arasında önemli bir fark vardır. Uygulamada denetim ve kontrol açısından eksiklikler bulunduğu görülmektedir; bu durum, mevzuatın amacına ulaşmasını riske atmaktadır.
DENETİMDEKİ EKSİKLİKLER: SÜREÇ AŞAMALARI İTİBARIYLA DEĞERLENDİRME
Proje Aşaması: Yenilenebilir enerji sisteminin (çoğunlukla çatı üstü fotovoltaik/güneş enerjisi sistemleri) kapasite hesabının, çatı alanı ve yönlenme verileriyle tutarlı biçimde yapılıp yapılmadığı, elektrik ve mekanik projelerin birbiriyle uyumlu olup olmadığı, projelendirme aşamasında yeterince gözetilmesi gereken hususlardır.
Ruhsat Aşaması: Yönetmelik gereği, NSEB kapsamındaki binaların mimari, mekanik ve aydınlatma projelerinin uygunluğunu gösteren Ön Hesap Sonuç Formu'nun BEP-TR yazılımıyla hazırlanarak ruhsat eki projelerle birlikte sunulması zorunludur. Ancak İmar Kanunu'nun 26. maddesine göre avan proje esas alınarak ruhsat düzenlenen durumlarda bu formun aranmaması, denetim zincirinde bir istisna alanı yaratmaktadır. Bu istisnanın kapsamı ve sınırlarının kamuoyu ve meslek örgütleri nezdinde netleştirilmesi gerekmektedir.
Yapım Aşaması: Yapı denetim kuruluşlarının, projede öngörülen yenilenebilir enerji sisteminin (panel sayısı, inverter kapasitesi, kablolama, koruma düzenleri) sahada projeyle birebir örtüşüp örtüşmediğini karşılaştırma sorumluluğu bulunmaktadır. Bu karşılaştırmanın standart, kayıt altına alınmış ve denetlenebilir bir yöntemle yapılması, sistemin sadece "kâğıt üzerinde" var olmasının önüne geçecektir.
Kabul ve İskan Aşaması: Enerji Kimlik Belgesi'nin iskan aşamasında düzenlenmesi ve fotovoltaik sistem projesinin proje müellifi ile yapı denetim firması tarafından onaylı şekilde ilgili kuruma sunulması gerekmektedir. Sistemin yalnızca projede gösterilmiş olması ile fiilen kurulu ve devreye alınmış olması arasındaki farkın, yapı kullanma izni verilmeden önce somut kabul testleriyle doğrulanması büyük önem taşımaktadır.
Sonradan Denetim: Yönetmelik, yapı kullanma izni verildikten sonra yapılan denetimlerde EKB'nin gerçeğe aykırı düzenlendiği veya binanın belgeye uygun olmadığının tespiti hâlinde, binanın en geç bir yıl içinde uygun hale getirilmesini öngörmektedir. Bu, önemli bir güvence mekanizmasıdır. Ancak bu maddede sonradan denetim yetkisinin hangi kurumda olacağına ilişkin ibare, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 24 Ekim 2025 tarihli kararıyla yürütmesi durdurulan bir düzenlemedir. Bu, ruhsat sonrası saha denetiminin kurumsal sorumluluğunda kısa vadeli bir belirsizlik doğurmuş olup, mevzuatın bu yönüyle ivedilikle netleştirilmesi kamu yararına olacaktır.
ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ AÇISINDAN SORUN
Yenilenebilir enerji sistemlerinin bina çatısına birkaç panel yerleştirmekten ibaret olmadığının, ciddi bir mühendislik ve denetim süreci gerektirdiğinin kamuoyuna anlatılması önemlidir. Elektrik mühendisliği disiplini açısından bir güneş enerjisi sisteminin güvenli ve verimli çalışması; doğru inverter seçimi, DC ve AC kablolama standartlarına uygunluk, aşırı akım ve aşırı gerilim koruması, yıldırımdan korunma tesisatı, topraklama sistemi, kaçak akım koruma düzenekleri, şebekeye bağlantı uygunluğu, yangın güvenliği önlemleri, enerji izleme ve sayaçlandırma altyapısı ile -varsa- enerji depolama (batarya) sistemlerinin güvenlik gereksinimlerinin eksiksiz sağlanmasına bağlıdır.
Bu unsurların tamamının, sistemin devreye alınması sırasında yapılan kabul testleriyle doğrulanması ve kurulu kapasitenin projede belirtilen değerle örtüştüğünün teyit edilmesi gerekmektedir. Bu doğrulama eksik kaldığında, hem enerji verimliliği hedefleri hem de bina sakinlerinin can ve mal güvenliği risk altına girebilmektedir.
KAMU KURUMLARINA ÇAĞRI
Mevzuatın farklı kurumlar arasında dağılmış olan denetim mekanizmasının koordinasyonunda güçlendirilmeye açık alanlar bulunduğu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede:
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın, sonradan denetim yetkisine ilişkin hukuki belirsizliği gidermesi ve BEP-TR sistemi üzerinden üretilen verilerin denetim amaçlı etkin kullanımını sağlaması,
Ruhsat veren idarelerin (belediyeler/il özel idareleri), Ön Hesap Sonuç Formu kontrolünü basit bir evrak kontrolünden öte, teknik içerik denetimine dönüştürmesi,
Yapı denetim kuruluşlarının, yenilenebilir enerji sistemlerine ilişkin saha denetimlerini standart bir kontrol listesiyle yürütmesi,
Enerji kimlik belgesi uzmanlarının ve yetkili kuruluşların, belge düzenleme sürecinde sahadaki fiili durumu esas alması,
gerektiği düşünülmektedir.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Yapım aşamasındaki fiili kurulum, projede öngörülen sistemle karşılaştırmalı olarak standart bir tutanakla belgelenmelidir.
İskan öncesinde yenilenebilir enerji sisteminin gerçekten kurulmuş ve çalışır durumda olduğu, ölçüm ve kabul testleriyle doğrulanmalıdır.
Projede belirtilen PV/yenilenebilir enerji kapasitesi ile gerçekleşen kurulu kapasite arasındaki uygunluk denetim raporlarına açıkça yansıtılmalıdır.
EKB düzenleme süreci, yalnızca belge üretimine değil, sahadaki gerçek performansın doğrulanmasına dayandırılmalıdır.
Belediyeler ile yapı denetim kuruluşları arasında dijital veri paylaşımı ve çapraz kontrol mekanizması kurulmalıdır.
Elektrik mühendisliği açısından gerekli devreye alma ve kabul testleri (koruma koordinasyonu, topraklama ölçümü, yalıtım testi vb.) standardize edilmeli ve kayıt altına alınmalıdır.
Denetim sonuçları elektronik ortamda arşivlenmeli ve ilgili kurumlar arasında erişilebilir hale getirilmelidir.
Projesine göre eksiklik tespit edilen binalarda, gerekli düzeltmeler tamamlanmadan yapı kullanma izni verilmemelidir.
Sonradan denetim yetkisine ilişkin mevzuattaki güncel hukuki belirsizlik, ilgili kurumlarca ivedilikle ve şeffaf biçimde netleştirilmelidir.
SONUÇ
Yönetmelik çıkarmak kadar, yönetmeliğin uygulanmasını denetlemek de kamu görevidir. Türkiye'nin enerji arz güvenliği, enerji ithalatının azaltılması ve iklim hedefleri açısından NSEB uygulaması stratejik bir öneme sahiptir; bu hedeflerin kâğıt üzerinde kalmaması, sahadaki denetim zincirinin her halkasının güçlü işlemesine bağlıdır.
Elektrik Mühendisleri Odası olarak; kamu yararının, can ve mal güvenliğinin, enerji verimliliğinin ve yenilenebilir enerji kullanımının etkin biçimde hayata geçirilmesi için üzerimize düşen teknik ve mesleki sorumluluğu yerine getirmeye, ilgili kamu kurumlarıyla iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Prof. Dr. Alkan Alkaya
Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube
15. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
