Değerli Basın Mensupları,
Değerli Meslektaşlarım,
Bugün burada, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzurunda; bilimsel eczacılığın ülkemizdeki 187. yılını kutlamanın gururunu ve sorumluluğunu yaşıyoruz.
14 Mayıs 1839 tarihinde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de eczacılık sınıfının açılmasıyla başlayan bilimsel eczacılık yolculuğu; bugün toplum sağlığının korunmasında, geliştirilmesinde ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğinde kritik rol üstlenen, bilimsel bilgiyle topluma yön veren, gelişen teknoloji ve yenilikçi sağlık uygulamalarını insan sağlığı yararına kullanarak sürekli kendini geliştiren güçlü bir sağlık hizmeti alanına dönüşmüştür.
Aradan geçen 187 yıl boyunca eczacılık mesleği yalnızca bilimsel olarak değil, toplumsal sorumluluk anlayışıyla da gelişmiş; halk sağlığının en erişilebilir ve en güvenilir yapı taşlarından biri haline gelmiştir.
Bugün ülkemizin dört bir yanında görev yapan 55 bini aşkın eczacı; serbest eczanelerde, hastanelerde, akademide, kamuda, ilaç endüstrisinde ve ilaç dağıtım kanallarında büyük bir özveriyle hizmet vermektedir.
Özellikle toplum eczaneleri; Türkiye’nin en ücra köşelerine, en küçük mahallelerine, en uzak ilçelerine kadar ulaşan yapısıyla sağlık sisteminin en güçlü temas noktalarından biridir. Çünkü eczanelerimiz yalnızca ilaç temin edilen yerler değil; toplum sağlığının kılcal damarlarına kadar ulaşan, vatandaşın en kolay erişebildiği birinci basamak sağlık danışmanlığı merkezleridir.
Değerli Basın Mensupları,
Son TÜİK verileri, ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün giderek arttığını göstermektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre son bir yıl içerisinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış, milyonlarca yeni obezite, diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler risk tanısı konulmuştur. Ayrıca her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğu görülmektedir.
Bu tablo; daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
İşte tam da bu nedenle eczacının sağlık sistemi içerisindeki rolünün güçlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Kolay erişilebilir yapısı, yaygın hizmet ağı ve bilimsel danışmanlık kapasitesiyle eczaneler; koruyucu sağlık hizmetlerinin en güçlü paydaşlarından biri olmalıdır.
Kronik hastalık yönetimi, güvenli ilaç kullanımı, ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi ve erken risk tespiti gibi alanlarda eczacının daha etkin rol alması; hem hasta güvenliğini artıracak hem de sağlık sistemine önemli katkılar sağlayacaktır.
Mersin Eczacı Odası olarak bizler de toplum eczacılığının koruyucu sağlık hizmetlerine sunduğu katkıyı somut verilerle ortaya koyabilmek amacıyla, 3 Mayıs 2025 tarihinde önemli bir çalışma başlattık.
Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz etkinlikte vatandaşlarımıza uyguladığımız anketler ve diyabet risk taramaları sonucunda elde edilen verileri, Mersin Üniversitesi Eczacılık Fakültesi iş birliğiyle bilimsel bir çalışmaya dönüştürdük.
Etik kurul onayıyla hazırlanan çalışmamızın özeti, yakın zamanda Uluslararası Eczacılık Federasyonu (FIP) Kongresi’nde sunulmak üzere kabul edildi.
Bizler için büyük bir gurur olan bu gelişme; yalnızca Odamız adına değil, toplum eczacılığının halk sağlığına sunduğu katkının uluslararası düzeyde bilimsel karşılık bulması açısından da son derece değerlidir.
Önümüzdeki süreçte Mersin’imizi, ülkemizi ve mesleğimizi Ağustos 2026’da Montreal’de gerçekleştirilecek dünya eczacılığı platformunda temsil edecek; toplum eczanelerinin koruyucu sağlık hizmetlerindeki vazgeçilmez rolünü bilimsel verilerle anlatmaya devam edeceğiz.
Değerli Basın Mensupları,
Eczacılık mesleği yalnızca toplum eczaneleriyle sınırlı olmayıp, sağlık sisteminin birçok farklı alanında kritik sorumluluklar üstlenmektedir.
Bugün eczacılar; kamuda, hastanelerde, akademide, ilaç endüstrisinde, kooperatiflerde, ilaç dağıtım kanallarında ve meslek örgütlerinde ilacın güvenilirliğini sağlayan son derece kritik görevler yürütmektedir.
Özellikle kamu eczacıları; ilaç temini, stok yönetimi, ilaç güvenliği ve önemli ilaç bütçelerinin yönetiminde sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından hayati sorumluluklar üstlenerek hem halk sağlığını hem de kamu yararını korumaktadır.
Ancak buna rağmen kamu eczacıları;
• yetersiz kadro sayıları,
• özlük hakları sorunları,
• ekonomik kayıplar ve
• elverişsiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Kamu eczacılığı güçlendirilmeden, klinik eczacılık uygulamaları yaygınlaştırılmadan ve eczacının sağlık sistemindeki etkinliği artırılmadan, sağlık sistemlerinde kalıcı, kalite ve verimlilik artışı sağlamak mümkün değildir.
Değerli Basın Mensupları,
Bugün sağlık sistemlerinin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de ilaca erişimdir. OECD verilerine göre Türkiye’de sağlık harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içindeki payı yaklaşık %5,3 seviyesindeyken, OECD ortalaması %9,3 düzeyindedir. Kişi başı ilaç harcamasına baktığımızda ise OECD ülkelerinde ortalama yaklaşık 570 dolar seviyesinde olan bu rakamın, ülkemizde son yılların en düşük düzeylerinden biri olan yaklaşık 131 dolar seviyesinde kaldığını görüyoruz. OECD ortalamasının oldukça altında kalan bu veriler, ülkemizin sağlık ve ilaç harcamalarında son sıralarda yer aldığını göstermektedir.
Sağlığa ayrılan kaynağın yetersiz kalması, doğrudan ilaç politikalarına ve vatandaşlarımızın ilaca erişimine de yansımaktadır. Özellikle yenilikçi ve yüksek maliyetli yeni nesil ilaçların ülkemize girişinde ciddi sorunlar yaşanmakta; düşük geri ödeme seviyeleri ve ekonomik baskılar nedeniyle birçok küresel ilaç firması Türkiye pazarına sınırlı sayıda ürün sunmakta ya da pazardan çekilmektedir. Avrupa’da yenilikçi ilaçlara erişim oranı yaklaşık %46 seviyelerindeyken, ülkemizde bu oran maalesef %3’lere kadar gerilemiştir.
Öte yandan TÜİK verilerine göre 2024 yılında vatandaşlarımızın cebinden yaptığı sağlık harcamaları da ciddi şekilde artmış; toplam sağlık harcamaları içerisindeki cepten ödeme oranı yaklaşık %19 seviyesine ulaşmıştır. Bu tablo bizlere ilaca erişim sorununun artık yalnızca ekonomik değil, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren yapısal bir sorun haline geldiğini açıkça göstermektedir.
Bizler; sağlık hizmetlerine ve ilaca erişimin ekonomik koşullardan bağımsız, sürdürülebilir ve eşit bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Sağlığa ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, yenilikçi ilaçlara erişimi kolaylaştıracak sürdürülebilir ilaç politikalarının geliştirilmesi, yerli biyoeşdeğer ilaç üretiminin desteklenmesi ve vatandaşlarımızın cepten yaptığı sağlık harcamalarını azaltacak koruyucu sağlık uygulamalarının güçlendirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Değerli Basın Mensupları,
Bizler mesleğimizi; yalnızca ilaçla sınırlı bir sağlık hizmeti olarak değil, toplumun sağlık ve iyilik halini bütüncül şekilde korumayı amaçlayan bir meslek anlayışıyla değerlendiriyoruz.
Bugün sağlık; insan, çevre, doğa ve hayvan sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımıyla değerlendirilmektedir. Eczacılar da bu yaklaşımın en önemli paydaşlarından biridir.
Son dönemde artan kuraklık, iklim değişikliği ve su kaynakları üzerindeki baskılar; çevre sağlığının korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermektedir. Dünya genelinde her yıl binlerce ton atık ilaç su kaynaklarına karışmakta; yanlış şekilde imha edilen ilaçlar çevreye zarar verirken antibiyotik direnci başta olmak üzere önemli halk sağlığı sorunlarını derinleştirmektedir.
Bu bilinçle Mersin Eczacı Odası olarak belediyelerimizle iş birliği içerisinde yürüttüğümüz Evsel Atık İlaç Toplama Projesiyle; kullanım süresi dolmuş veya tedavisi tamamlanmış ilaçların güvenli şekilde toplanmasını sağlayarak hem çevre sağlığını korumayı hem de akılcı ilaç kullanımına katkı sunmayı amaçlıyoruz.
14 Mayıs Eczacılık Günü vesilesiyle de atık ilaçların çevre, doğa, hayvan ve insan sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çekerek toplumda farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz.
Değerli Basın Mensupları,
14 Mayıs Eczacılık Günü etkinliklerimizi bu yıl da yalnızca bir kutlama programı olarak değil; mesleki gelişimi, dayanışmayı ve toplumsal farkındalığı güçlendiren kapsamlı bir süreç olarak değerlendirdik.
Gerçekleştirdiğimiz mesleki eğitim programlarıyla bilimsel eczacılığın gelişimine katkı sunmayı hedeflerken; sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerle de meslektaşlarımızın bir araya gelmesini, birlikteliğimizin ve mesleki dayanışmamızın güçlenmesini amaçladık.
Bunun yanında düzenlediğimiz halk buluşmaları, farkındalık çalışmaları ve toplum sağlığı projeleriyle; Mersin halkının hem sağlık konusunda bilinçlenmesini hem de eczacılık mesleğinin toplum sağlığı açısından taşıdığı değerin, sorumluluğun ve fedakârlığın daha görünür hale gelmesini sağlamaya çalıştık.
Çünkü bizler inanıyoruz ki; güçlü bir meslek örgütlülüğü yalnızca meslektaşlarımız için değil, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.
Mersin Eczacı Odası olarak bundan sonraki süreçte de; bilimsel eczacılığı güçlendiren, toplum sağlığına katkı sunan, meslektaşlarımız arasındaki dayanışmayı büyüten ve halkımızla bağ kuran projeler üretmeye, etkinlikler gerçekleştirmeye devam edeceğiz.
Tüm meslektaşlarımızın 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyor, katılımlarınız ve destekleriniz için teşekkür ediyoruz.
